
Dhaka'da çekilen fotoğraf "Gün Bitiminde Eve Dönüş" adını taşıyor.
Yılın
Genç Fotoğrafçısı ödülünü ise Avustralya'dan 15 yaşındaki Courtney
Krawec, "New South Wales'ın Kuzey Kıyısı" isimli fotoğrafıyla kazandı.
İngiliz
fotoğrafçı Sue Flood'un Tonga'ya bağlı Vava'u Adaları'nda çektiği
"Balinanın Gözü" isimli fotoğraf ise Doğal Harikalar kategorisinde
ödüle layık görüldü.
Yarışmada dereceye giren fotoğraflar
Londra'daki Royal Horticultural Halls'ta bulunan Adventure Travel
Live'da 29-31 Ocak 2010 tarihleri arasında sergilenecek.
AA
TBMM Başkanı Köksal Toptan, Anayasa ağırlıklı
tartışmaların özünde yeni bir anayasanın yapımı, hatta yepyeni bir anayasanın
yapımının sık sık gündeme getirildiğini ve siyasetin özellike 23. Dönemin
başından itibaren ağırlığını hissettiği bir konu haline geldiğini söyledi.
Toptan, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, Türkiye'nin uzunca bir
süredir anayasa ağırlıklı bir tartışma yaptığına işaret ederek, "Anayasa
ağırlıklı bu tartışmaların özünde yeni bir anayasanın yapımı, hatta yepyeni bir
anayasanın yapımı sık sık gündeme gelmiş ve siyasetin özellikle 23. Dönemin
başından itibaren ağırlığını hissettiği bir konu haline gelmiştir. Bu arada
Türkiye'nin önde gelen büyük sivil toplum örgütleri de hem kendileri bir takım
hazırlıklar yapmak suretiyle onları kamuoyu ile paylaşmışlar hem de
başkanlığımıza zaman zaman başvurmak suretiyle düşüncelerinin hayata geçirilmesi
için bizim gerekli inisiyatifi almamızı istemişlerdir" dedi.
Köksal Toptan, geçen süre içinde Türkiye'nin siyasi şartlarının
kendilerinin bir anayasa uzlaşma komisyonu kurma konusundaki düşüncelerini hataya
geçmesine fırsat vermediğini ifade ederek, "Şimdi bunun uygun bir zaman olduğu
düşüncesindeyim. Kimi siyasi partilerden pek çok sivil toplum örgütlerinden bize
yansıyan bu düşüncelerin TBMM'nin geleneğinde olan bir uzlaşma anlayışı içinde
çözülebileceğini ve sonuca ulaştırılabileceğini düşünmekteyim" diye konuştu.
Uzlaşma örneklerinin geçen 22. Dönemde çok önemli sonuçlar verdiğini hep
beraber gördüklerini dile getiren Toptan, AB ile uyum yasalarında TBMM'nin büyük
bir uzlaşma içinde iktidarıyla, muhalefetiyle el birliği yaptığını ve AB ile
müzakere yolunun açılmasını sağladığını söyledi.
"UZLAŞMA TALEPLERİ..."
Bu çerçevede toplumdan yükselen uzlaşma taleplerinin bir toplumsal çağrı
halini aldığını vurgulayan Toptan, şöyle dedi:
"Ancak, Türkiye'de, özellikle TBMM'de çözülmesi gereken sorunlar sadece
anayasa ile kısıtlı değildir. Dışardan çok görülmeyen o nedenle de çok fazla
kişinin, sivil toplum örgütünün ilgisini çekmeyen bir içtüzük sorunumuz vardır.
Meclisimizdeki bütün siyasi partiler, iktidar partileri, muhalefet partileri
içtüzükten ve içtüzüğün uygulanmasından sık sık yakınmaktadırlar. O nedenle hiç
kuşku yok ki anayasa kadar çok önem ifade etmese de meclisimizin çalışması
bakımından, verimli hizmet verebilmesi bakımından içtüzüğümüzün mutlaka uzlaşma
ile çözülmesi ve değiştirilmesi gerekir diye düşünmekteyim.
Bunun dışında, TBMM'nin gündeminde AB ile uyum yasaları vardır. Bunların
başında Türk Ticaret Yasasının geldiğini hepimiz biliyoruz. Ona bağlı Borçlar
Kanunu, Hukuk Usulu Muhakemeleri Kanunu ve hükümetin geçenlerde açıkladığı ama
benim tam bilmediğim pek çok kanun... AB ile ilgili değişikler de önümüzdeki
dönemde öyle anlaşılıyor ki TBMM'nin çok önemli zamanını alacaktır."
TBMM Başkanı Köksal Toptan, Türk Ticaret Kanunu'nda bu dönem çok güzel
bir çalışma örneği verildiğine dikkati çekerek, "Çok kapsamlı olan bu Kanun
bildiğiniz gibi geçen dönem yasalaşamadı. Bu dönem her partiden bir
milletvekilinin katıldığı bir uzlaşma komisyonuyla bu yasa yeniden partiler
tarafından bir incelemeye tabi tutuldu ve üzerinde mutabakat sağlanarak TBMM
Genel Kuruluna indirildi. Bu dönemin bana göre uzlaşma adına iyi işaretlerinden
biridir" ifadesini kullandı.
Bir diğer önemli konunun da zaman zaman çok tartışılan siyasi partiler
kanunu, seçim kanunu, siyasi etik kanunu ve siyasetin finansmanı kanunu olduğunu
bildiren Toptan, "Bunların da artık Meclisimiz tarafından ele alınarak
değerlendirilmesi gerektiği düşüncesindeyim" diye konuştu.
"ÇEKİNCELER, TALEPLER OLABİLİR"
TBMM Başkanı Toptan, bu amaçlarla Mecliste grubu bulunan dört siyasi
partinin genel başkanına birer mektup gönderdiğini belirterek, şöyle devam
etti:
"Bu mektuplarda bu söylediklerimin bir özetini yapmak suretiyle bu dört
ana başlıklık altında yani anayasa, içtüzük, AB uyum mevzuatı ve biraz evvel
ifade ettiğim dört tane yasa konusunda dört ayrı uzlaşma komisyonunun kurulmasını
ve bunun için dört siyasi partimizin 1 Ekim 2008 tarihe kadar başkanlığımıza
ikişer isim bildirmesini rica ettim.
Ben gerek anayasayla, gerek içtüzükle gerekse diğer yasal düzenlemelerle
ilgili hiç bir şey önermiyorum. Öyle inanıyorum ki siyasi partilerimiz bir masa
etrafında bu konu başlıkları altında konuşmaya ve tartışmaya başladıklarında pek
çok konuda uzlaşma sağlanacaktır. Biz bunu TBMM olarak başarmak zorundayız."
Yapılacak çalışmalar çerçevesinde, bazı siyasi partilerin bir takım
çekincelerinin ve taleplerinin olabileceğini ifade eden Toptan, "Ama bunların
sonuçta oturulup, konuşulup, tartışılıp nerelerde uzlaşma olabilirin
araştırılması gerekir diye düşünmekteyim. Biraz evvel ifade ettiğim gibi bizim
meclisimizin geleneğinde uzlaşma arayışı hep vardır. Bunu da bizim denememiz, bu
çalışmayı yapmamız ve mutlaka da sonuçlandırmamız mümkündür diye düşünmekteyim"
dedi.,kaynak,vatan
Dünya coğrafyasının özgün bir parçası olan Akdeniz ; iklimi ve
coğrafyası gibi tarihi ugarlıkları ile de toplumsal yaşamınızın ve
tarihimizin görkemli kaynaklarında biridir. Akdeniz'nin Asya, Avrupa va
Afrika kıtalarına sınır oluşu onu kıtalararası ve kıtalar üstü bir
konuma yükselmektedir. Halikarnas Balıkçısı'nın altıncı kıta dediği
Akdeniz kıtası, Akdeniz dünyası, tarihte doğa-insan serüveninin odağı
olmuştur.
Sümerlerin deniz kenarındaki güneş bahçesi dedikleri
Akdeniz
dünyası antik çağda bilim, felsefe, sanat, estetik gelişmelerine öncü
olduğu gibi, modern Avrupa'nın kültürel temeli olmuştur. Akdeniz
dünyasının oluşumu da Antalya yöresinde kurulan kentlerin katalizör
oluşu ile mümkün olmuştur. Mitolojilerin tanrıça ve tanrılarıda
uygarlığa geçişin hücresi olan kentlerin kurucuları değimlidir? Bugünkü
Antalya'nın dünya kenti oluşunu bu kent kurucu Tanrı ve Tanrıçaların
seçkin kişilerine borçluyuz. Tabi bir de topyekün Osmanlı, Selçuklu,
Bizans, Grek, Roma, Venedik, Makedonya, Rodos, Arap, Pers, Lykia,
Klikya, Psidya, Pampilya,Yahudi, Ermeni, Türk medeniyet kültürlerinin
Antalyada ki o var oluş ve yokoluş serüvenlerine.
Roma, İtalya'nın ve Latium bölgesinin başkentidir. Tiber ve Aniane
nehirleri arasında ve Akdeniz'e yakındır. 2.5 milyon nüfuslu şehirde
Katoliklerin ruhani lideri Papa'nın yaşadığı bağımsız devlet Vatikan da
yer almaktadır.
Roma,
İtalya'nin en kalabalık şehirlerinden birtanesidir ve 1290
myüzölçümüyle Avrupa'nın en geniş yüzeye yayılmış başkentlerinden
biridir. Milano, Napoli, Torino, Bolonya, Palermo, Catania, Floransa,
Cenova ve Bari'nin toplamından daha geniş bir yüzölçümüne sahiptir.
Roma Büyükşehir'in toplam nüfusu 4 milyondur.75 milyar luk gelirle
İtalya'nın toplam milli hasılasının %6.5'ini tek başına kazanır.2800 yıllık şehir, sırasıyla ve resmi adlarıyla; eski Roma'nın, Roma
Krallığı'nın, Roma Cumhuriyeti'nin, Roma İmparatorluğu'nun, Papalık
Yönetiminin, İtalyan Krallığı'nın ve İtalya Cumhuriyeti'nin merkezi ya
da başkenti olmuştur. Roma da, İstanbul gibi, 7 tepe üzerinde kuruludur.,,sabah
Halikarnassos'ta (Bodrum'un eski adı) M.Ö. 484 yılında doğan ve
"Tarihin Babası" olarak bilinen Herodotos'a göre günümüz Bodrum
yerleşim bölgesinde yer alan ilk şehir Karya ve Leleg'ler zamanında
yerleşim alanı olarak görmekteyiz.Daha sonra Dor'lar bu bölgeye
yerleşmişlerdir ve Halikarnassos antik kentinin isminin kulanılmakta
olduğunu görmekteyiz.Halikarnassos M.Ö. 386 yılında Persler'in
egemenliğine girmiştir.Halikarnassos
en parlak devrini M.Ö. 378 - 353 yılları arasında yaşamış olan
Mausolos'un,Karya bölgesinin başkentini o zamanki adıyla Mylasa,şimdi
Milas olan şehirden buraya taşıyınca yaşamıştır.Dünyanın yedi
harikasından biri olan Mausoleum bu dönemde Kral Mausolos'un anısına
kızkardeşi ve aynı zamanda karısı olan Artemisia II.tarafından
yaptırılmıştır.
Bodrum M.Ö. 193 Romalıların eline geçmiş ancak
bu dönemde önemli bir gelişme göstermemiştir. M.S. 395 yılında
Bizaslıların, M.S. XI yüzyılda Türklerin eline geçmiştir. I. Haçlı
Seferi sırasında Bizanslıların, XIV. yüzyılda tekrar Türklerin eline
geçmiştir. 1415 yılında Rodos Şövalyelerinin eline geçmiştir. 1523
yılında Kanuni Sultan Süleyman döneminde tekrar Osmanlı
İmparatorluğu'na katılmıştır. Cumhuriyetin ilanından sonra adı Bodrum
olarak değiştirilmiştir.,,sabah